Antik Uygarlık İnsanlarının Renk Körü Olduğunu Düşünmenize Sebep Olacak Birbirinden Şaşırtıcı Nedenler

Renkler ve isimleri nasıl ortaya çıktı hiç düşündünüz mü? Gelin antik uygarlık insanlarının renkleri ne zaman keşfettiklerini ve renkleri keşfedene kadar yaşadıkları süreçleri inceleyelim.

Mısır uygarlığı, resimlerinde ve giysiler için kullandıkları boyalarında maviyi (Mısır mavisi) hem adlandıran hem de kullanan ilk uygarlıktı.

Mısırlılar, “gerçek mavi” olarak da bilinen yarı değerli bir taş olan Lapis lazuli’yi, 6.000 yıl önce Afganistan’dan ithal etmeye başladılar.

Bu renk mısırlılar için o kadar önemliydi, ki Mısır hiyeroglifisinde mavi “varlık”, “karakter”, “eğilim”, “doğa” veya “dış görünüm” olarak da çevrilebiliyordu.

Bu da mavi renginin eski Mısır dünya görüşünün vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak önemini açıkça gösteriyor.

2006 yılında bilim insanları, “Mısır mavisinin” floresan ışıklar altında parladığını ve pigmentin kızılötesi radyasyon yaydığını keşfettiler;

Mısır uygarlığı göz önüne alarak dilbilimciler, eski metinleri dikkatlice inceledikten sonra, hemen hemen tüm diğer dillerin, farklı renkler için isimlerin ne zaman tanıtıldığına dair oldukça standart bir zaman çizelgesi izlediğini keşfettiler çünkü araştırmaya göre keşfedilen en eski renkler siyah, beyaz ve kırmızıydı.

Klasik Yunan yazarı ve batı edebiyatının babası olan Homeros, modern dilbilimcileri renkleri alışılmadık bir biçimde tanımlamasıyla şaşırtıyordu.

Ancak Homer’in İlyada ve Odyssey gibi eserlerinde maviye dair herhangi bir söze ulaşamadılar. Daha da şaşırtıcı olanı, Homer’in genel olarak renklere gönderme yapması ve onları doğadaki şeylerle hiçbir anlam ifade etmeyecek şekilde karşılaştırmasıydı.

Yunanistan’ın ikonik mavi çatıları ve zengin safir denizleri de dahil sonsuz mavi tonlarıyla kuşatılmış bir cennet olduğu göz önüne alındığında, Antik Yunanca’da mavi renk için belirgin bir kelime oldukça şaşırtıcıydı.

Mısırlı komşularıyla olan yakın ilişkilerine rağmen, bu noktayı kaçırmış görünüyorlardı.

Şaşırtıcı bir şekilde, “mavi” kelimesi neredeyse tüm diğer eski dillerde de eksikti.

Çince, İbranice, Sanskritçe veya Yunanca’da mavi renk için ayrı bir kelime yoktu ve genellikle yeşil gibi diğer renklerle gruplandırılıyordu.

Homer denizi gökyüzü veya diğer mavi renkli nesnelerle değil, oldukça ilginç bir şekilde “şarap” ile karşılaştırmıştı.

Dahası Homeros, eserlerinde balı “yeşil”, koyunu “menekşe rengi” olarak adlandırıyordu ve bu 19. yüzyıl akademisyenlerinin, Eski Yunanlıların tamamen renk körü olduklarına ya da renkleri bizim gibi görmek için gerekli yeteneklere henüz sahip olmadıklarını düşünmelerine yol açtı.

Antik Roma’da mor, tercih edilen bir renkti. Kraliyet ve serveti temsil ediyordu ve aynı zamanda bir statü sembolüydü.

Ancak onlar için morun gösterişli ve zarif olmasından daha çok rengin altından bile daha pahalı olması önemliydi çünkü mor rengi salyangozlardan elde ediliyordu ve bu oldukça uğraşıklı bir süreçti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx